GÜNCELKENTPOLİTİK GÜNDEMKÜLTÜR SANATBASINDANSOBEDENSOBELEDİKLERİMİZRÖPORTAJLARGEZENTİYUMURTALARSOBE ARŞİV
Ara
Rönesansın Kalbine Yolculuk-İtalya izlenimleri

Rönesansın Kalbine Yolculuk-İtalya izlenimleri

Figen Saral- Gülsüm Tarım

2015’de EXPO’ya ev sahipliği yapma hazırlıklarında olan Milano’da şehir merkezinde rehber eşliğinde yaptığımız gezintide Duomo meydanına geliyoruz. Karşımıza dünyadaki ikinci en büyük Gothic Kilisesi Piazza Del Duomo Katedrali çıkıyor. Ardından dünyanın modern anlamdaki ilk alışveriş merkezlerinden biri olan Galleria Vittorio Emanuelle II Binası… En önemli özelliği ise İtalya'da da cam ve metal kullanılarak yapılan ilk çatıya sahip olması.

Milano’dan UNESCO tarafından korumaya alınmış “rüya kent” Venedik’e gitmek üzere yola çıkıyoruz. İlk olarak, 1300 yılından beri önemli bir cam-üretim merkezi olan camdan yapılmış hediyelik eşyalarıyla ünlü Murano Adası’na gideceğimizi öğreniyoruz.

Ve sırada Burano; rengarenk çiçekli sokakları ve dantelleriyle ünlü balıkçı kasabası. Eğlenceli bir oyunun renkli sahne dekorunu anımsatıyor ada sokakları. Motor ve dalga sesleri ile birlikte yol alırken Venedik'in güvercinleriyle ünlü Napolyon’u kendine hayran bırakan San Marco Meydanı’na varıyoruz. Dükler Sarayı ve Çan kulesini fotoğraflıyoruz. Venedik sokakları sürprizlerle dolu. Terk edilmiş evler, köprüler, kanallar, gondollar, gondolcuların ıslık sesleri, yosun tutmuş duvarlar, çiçekli pencereler… Düklük Sarayı ile Yeni Hapishane arasında kapalı olarak inşa edilmiş, mahkumların zindana gitmeden önce son kez Venedik’e baktıkları İç Çekenler Köprüsü’nün önünden geçip tüm güzellikleri arkamızda bırakarak Vaporetto’ya binmek üzere  ayrılıyoruz.

Öncelikle, Floransa’yı şehrin doğusundaki Arno Nehri’nin güney kıyısındaki Floransalı mimar tarafından tasarlanan Michelangelo Tepesi’nden keşfetmek ve fotoğraflamak üzere tepeye çıkıyoruz. Medici ailesinin izlerine bakıyoruz. Floransa’da metro yok, belediye otobüsleri belirli yerlere götürüyor, halk bisiklet ile ulaşımını sağlıyor.

İnanılmaz kalabalığın olduğu Duomo Meydanı’na geliyoruz. Santa Maria Della Fiori Katedrali’nin bulunduğu meydanda Vaftizhane’ye geçiyoruz. Ardından Palazzo Vecchio (Eski Saray)’dayız. Signoria Meydanı (Piazza Della Signoria), heykellerle dolu olması adeta, bir Açıkhava müzesi sanki. Özellikle ünlü Davut heykeli, en solda Cosimos 1, Ammanati’nin eseri olan Neptün Çeşmesi’ni (Fontana del Nettuno) görebilirsiniz.

Arno Nehri kıyısından yol aldığımız Pisa şehrinin, geçmişte önemli Deniz Cumhuriyeti olduğunu öğreniyoruz ve şehrin en güzel yeri olan Piazza dei Miracoli (Mucizeler Meydanı)’nına giriyoruz. Pisa Katedrali (Duomo di Pisa), Vaftizhane (Baptisterio) ve Anıt Mezarı (Camposanto) görüyoruz. Pisa Kulesi’nin kurtarılış hikayesini anlatıyor rehberimiz.

Siena’da kale duvarı gibi uzun taş duvarlar, dar ve kıvrımlı ara sokaklar, hafif kasvetli ve hüzünlü bir hava karşılıyor bizi. Ortaçağ zaman tünelindeyiz sanki. Siena'nın tarihi şehir merkezi, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınmış. Ve elbette o meydanların en ünlüsü olan istiridye biçimindeki Campo Meydanı'ndayız! Buradaki en önemli yapıların Palazzo Pubblico (Belediye Sarayı) ve onun 103 metrelik çan kulesi Torre del Mangia olduğunu söyleyebiliriz. Heykellerle süslü Gai Çeşmesi’nde (Fonte Gala) mola verip ara sokaklara geçiyoruz. Yapılarda malzeme olarak tuğla kullanıldığı için şehrin bütününde kızıllık hakim. Eski şehrin merkezine mini metro ile ulaşıyoruz. Perugia’nın kalbi olan Piazza IV Novembre Meydanı’nda Duomo, Palazzo dei Priori (Prori Sarayı) ve Fontana Meggiori adlı çeşmesini görüntülüyoruz…

Dünyanın en küçük devletinin olan Vatikan’ın ana meydanı olan San Pietro Meydanı’nda önce San Pietro Kilisesi’ne ardından da Santa Maria Maggiore Kilisesi’ne giriyoruz. Ve Gladyatör filminin bütün canlılığıyla anlattığı Collesseum’dayız. Antik Roma’da gezilecek yerler listemizde; Arch of Constantine, Palotino TepesiRoma Forumu,  Circus Maximus, DomusArea, Trojan’s Market, Torajan’s Column ve Arch of Titus var. Piazza Venezia’yı fotoğraflıyoruz. Mausoleo di Augusto (Augustus Mozolesi) dikkatimizi çekiyor. 138 basamaktan oluşan Treinita Dei Monti (İspanyol Merdivenleri) ve merdivenlerin hemen önünde Barok La Fontana della Barcaccia (çirkin gemi) çeşmesi ile Fontana Di Trevi (Aşk Çeşmesi) de görülmeye değer. Ve işte Pantheon bütün ihtişamı ile bizi büyülüyor. Akşam vakti Pizza Navona Meydanı’nda Dört Irmak Çeşmesi (Fontana dei Quattro Fiumi), Moor ve Neptün Çeşmeleri’nde serinliyoruz.

 

Pompei, İsa' dan önce kurulmuş. Roma zenginlerinin yaşadıkları, Vezüv yanardağı eteklerinde mekan tutan bir şehir.Napoli, deniz kenarında bulunan, halkının balıkçıklıkla geçindiği turistik bir şehir. Ayrıca İtalya’nın en lezzetli pizzaları Napoli’de yapılmakta meraklısına duyurulur.

Tarih kokan bu iki şehrin sokaklarında kayboluyoruz. Rönesans’taki muhteşem yolculuğumuzun son günü. Dönüş için 12.00’de Roma Havaalanı’na geliyoruz.

 


Toplam Görüntülenme : 6555
Kategori Haberleri

Yorumlar
Yorum eklenmemiş.
Yorum için giriş yapınız!