GÜNCELKENTPOLİTİK GÜNDEMKÜLTÜR SANATBASINDANYAZARLARSOBEDENSOBELEDİKLERİMİZRÖPORTAJLARGEZENTİYUMURTALAR
Ara
Ulus’taki yıkım, tarihi silmek için yapılıyor

Ulus'taki yıkım, tarihi silmek için yapılıyor

"Geri geri gitmez hayat"

Mimarlar Odası Ankara Şubesi , "Ulus Meydanı 1920'lere dönecek başlıklı" habere ilişkin açıklama yaptı. 

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, "Ulus'taki yıkım süreci ve 1920'lere döneceğiz yaklaşımı akıl dışıdır. Hiçbir dönem kendi bağlamından kopartılamaz, geri geri gitmez hayat" dedi.

Ulus çok katmanlılığı ile bir değerdir, tekleştirilemez

Candan sözlerine şöyle devam etti:

Ulus, ulus devletin kuruluş mekanıdır. Bu kuruluş tarihi kent merkezi ile birlikte, birbirinin hoşgörüsü ile şekillenmiş bir kültürler katmanı olarak bugünlere gelmiştir. Ulusta'ki yıkım süreci, kültürlerin tekleştirilmesi, Cumhuriyet'in kuruluş izlerinin silinerek, son dönemlerde değişik zamanlarda dillendirilen çakma hikayenin hayata geçirilmesinin adımlarıdır. Ulus için her ne planlıyorsanız planlayın hukukun karşısında adil olmadığınız, süren davalarımız, iptal edilen planlarımızla ortadadır. Birçok haberde Ulus'un 1920'lere döneceği mesajı ile, özünde Atatürk anıtı, zafer anıtı hedef alınmakta ve haberlerle yoklama yapılmaktadır. Hem anıt, hemde Cumhuriyet'in kuruluş izlerinin mekanları, çakma hikayelerle ortadan kaldırılamaz. Aklınızdan bu çakma hikayeyi çıkartın. Ulus çok katmanlılığı ile bir değerdir, tekleştirilemez"

Ulus'ta ki yıkım senaryolarının Cumhuriyetle mekansal hesaplaşmanın bir uzantısı olduğunu ifade eden Candan, "Asıl hedef laik, demokratik, çağdaş bilimsel yaşantımızdır" diye konuştu.

"Çakma hikayelere ihtiyacımız yok"

Candan şunları söyledi:

Ulus'taki yıkım senaryolarını bir bütünlük içerisinde ele aldığımızda karşımıza yaşam alanlarımızın nasıl karanlık bir sürece doğru gittiği görülecektir. Melih Gökçek'in muhafazakar mahalle projesi, çok kültürlülüğün simgesi ve dinler arası hoşgörünün simgesi Hacıbayram Cami ve Augustus Tapınağı'nın dinsel hoşgörü birlikteliğinin giderek yok edilmesidir. Bizans duvarlarının bir gecede yıkılarak çakma duvarlar örülmesi yaşamlarımızın adil olmayan baskıcı bir süreç ile karartılacağının, kültür çeşitliliğimizin ortadan kaldırılarak, tek kimlik noktasına gideceğinin mekansal ipuçlarıdır. Türkiye Cumhuriyetinin güçlü hikâyesi devrimin başkenti olan Ankara'da yazılmıştır. Simgeler, fotoğraflar, mekanlar, hep bu hikayemizi hatırlatan hafızamızı tazeleyen ve unutmamamızı, insan olmamızı, ulus olmamızı hatırlatan şeylerdir. Krippel'in İstanbul, Ankara ve Samsun şehirleri için inşa etmiş olduğu anıt heykeller, on yıllar boyunca ve günümüze kadar kentlerin kimliğine damgasını vurmuş ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal simgelerinin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Hikayemizi hatırlatacak simgeler ve hafızamızı diri tutacak şeyler yoksa, hikayeniz biter. Bizim toplumsal hikayemiz Cumhuriyetle başladı, bu hikaye tebaadan yurttaşlığa, işgal edilmiş bir ülkeden bağımsız bir ulusa geçiş hikayesidir. Ulus bunun kuruluş mekandır, gelişme kaynağıdır. Bütün bunları yok sayarak tarihi kendilerine göre bağlamından koparak şekillendirmek akıl dışıdır. Ulus'ta davalarımız devam ediyor. Koruma kurulu buna nasıl izin veriyor diye sormayacağız. İller Bankası'nın yıkım kararına izin veren koruma kurulu üyeleri suç işlemiştir. Bir katliama imza atmışlardır. Yargı önünde ve tarih önünde hesap verecekleri günler çok uzak değildir. Ulus çok kültürlülüğü ile Türkiye demektir. Ankara'nın nüfusunu 1920'lerin nüfusu olan 20 bine düşürmeyeceğinize göre, mekanları da tekleştirip, içeriksizleştiremeyecekseniz."

Ulus'un çok katmanlılığını açığa çıkartmak en önemli gelecek projesidir

Candan, "Ulus'un altında da üstünde de bir tarih yatmaktadır. Roma Yolu'nun nasıl içler acısı bir durumda olduğuna herkes şahit iken, Ulus'un gerçek potansiyeli aynı zamanda dünyanın potansiyeli iken, bütün bunları idrak edemeyen yöneticilerin , Ulus'tan elini çekmesi gerekiyor. Zira potansiyelleri ve bilim dışı yaklaşımları bunu algılamaya zor yeter. Bir şey yapmak istiyorlarsa, ilk yapacakları şey istifa olmalı. Çünkü Ulus'a gerekli olan proje çok katmanlılığını, çok kültürlülüğünü ortaya çıkartmaktır. Gerisi lafı güzah."


Toplam Görüntülenme : 9291
Kategori Haberleri

Millet bahçesi İmrahor Vadisi’nde ekolojik travma yaratır
Mimarlar Odası Ankara Şubesi,  sermaye ve rant projelerinin arka bahçesi olan millet bahçesinin şimdi de İmrahor Vadisi’nde yapılması için ihale yapılmasına tepki gösterdi.
20 Şubat 2019
Mimarlardan yetkili kurumlara ‘Ankapark’ın açılmasına izin vermeyin’ çağrısı
Mimarlar Odası Ankara Şubesi Ankapark için Ankara Valiliği’ni, İç İşleri Bakanlığı’nı ve Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni göreve davet etti. Mimarlar Odası Ankara Şubesi, yetkili kurumlara “Ankapark’ın açılmasına müsaade etmeyin. Açılması durumunda halkın can ve mal ve güvenliğini tehlikeye atmaktan suç duyurusunda bulunacağız” uyarısında bulundu.
17 Ocak 2019
Mimarlar’dan İmamoğlu’na Kaçak Saray kitabı
CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu’nun Atatürk’ün şartlı bağışı ihlal edilerek,  AOÇ'de hukuksuz bir şekilde binlerce ağaç katledilerek ve halkın paraları israf edilerek inşa edilen Kaçak Saray’a gitmesi kamuoyunda büyük tepkilere yol açtı.
11 Ocak 2019
Özhaseki’nin projeleri emre amade, rant odaklı ve hukuksuzdur
Gökçek’in verdiği hasarı devrim gibi niteleyen Özhaseki bu projeleriyle Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nden vize alamamıştır. Ortak akılın, bilimin ve tekniğin hakim olduğu,  toplumun bütün katmanlarıyla birlikte bir yönetim anlayışı oluşturulmalıdır” dedi.
07 Ocak 2019

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
> >>>

Yorumlar
Yorum eklenmemiş.
Yorum için giriş yapınız!